YAŞAR GELER YAZDI : HOME OFİS GAZETECİLER



HOME OFİS GAZETECİLER 
Daha önceki bir yazımda Home Ofis çalışmaya ve Home Ofis çalışmanın aslında bir iş değil, işsizlik ya da bir şekilde vergi kaçırma vb. olaylara bağlı olduğundan bahsetmiştim. Tabi ki ihtiyaca uygun şekilde çalışmayı gerektirdiğini de bilmekteyiz. Bu olay bir çeşit, Korona Virüs hastalığının dünyaya yayılmasına benzer hal aldı. Korona Virüsle ilgili gazetelerde, internet sitelerinde ve televizyonlarda yapılan haberleri izlediğimizde genellikle şu başlıkları duyarız: hastalık hızla yayılmakta ve bilanço giderek ağırlaşmaktadır. Bugün haberleri izlerken yine bu ifadelerle karşılaştım ve çok ta üzüldüm. Doğaldır ki dünya çapında yayılan bir virüsün hatta tam olarak tanımlanmamış bir virüsün ülkemize sokulması an meselesidir. Bunu en yetkili ağız olan Sağlık Bakanı bile açıklamıştır. Dikkatli olmak gerektiği ve çok ciddi önlemlerin alındığını belirtmektedir. Umarım ve dilerim ki ülkemizi teğet geçer ve bir canımızı dahi kaybetmeyiz. Şimdi diyeceksiniz ki, ‘’Home Ofis’le başladı, koronayla devam ne alaka?’’ Alakalı kısmı tabi ki bir benzetmedir. Asıl konumuz, doğal olarak Home Ofis düzenidir. Home Ofis’ten kısaca bahsetmek istiyorum. Evimizin belli bir bölümünü ofise çevirerek işimizi sürdürdüğümüz bölümdür. Tıpkı benim evimde atıl durumda kalan bir odamı çalışma odasına dönüştürdüğüm gibi. Home Ofis aynı zamanda, kişilerin çalışma ortamını belirtmek amacıyla kullandıkları bir terimdir. Yani ev içindeki ofis demektir. İnternet teknolojilerinin gelişimiyle birlikte birçok yeni iş kolu ortaya çıkmıştır. İşte bunlardan birisi de Home Ofis iş koludur. Özellikle serbest çalışan kişiler ekstradan bir ofis kiralamak ve ofisin giderlerini karşılamak yerine evlerinin bir bölümünü ofis alanına çevirerek işlerini evden yürütmeyi tercih ediyorlar. Ne yazık ki Home Ofis uygulaması Korona Virüs gibi hızla yayılmaktadır. Home Ofis iş kolunun avantajları olduğu gibi dezavantajları da azımsanacak gibi değildir. Geçen gün bir yazıda okumuştum; Avantajlarını söyle sıralıyordu: -Konforlu çalışma ortamı -Aileyle daha çok vakit geçirmek -Çalışma sessizliği -İş ortamı stresi -Harici masraflar -Zaman kaybı -Hasta geçirilen günler -Çalışma esnekliği Tabi ki birde bunun dezavantajları var. Bunlar da: -İzolasyon -Dikkat dağınıklığı -Kendinizi ev işlerine kaptırmak -İş bazen hiç bitmez -Yüksek oto-kontrol ihtiyacı -Konsantrasyon ve koordinasyon zorluğu Detayları açıklamak istemiyorum. Okuyucular bunları tahlil etmekte zorlanmayacaklardır diye düşünüyorum. Şimdi asıl meseleye gelelim. Uzun yıllardır, yerel gazetelerde, dergilerde ve internet sitelerinde köşe yazarlığı yapmaktayım. Bunlardan birisinin sahibi olan çok sevdiğim kibar, nazik, saygılı ve vefakâr bir hanım efendi gazeteci dostumla söyleşiyorduk. Birkaç öncede başka bir gazeteci hanım efendiyle bir organizasyonda buna konuya benzer bir sohbette bulunmuştuk. O hanım efendiye gazetenizin yeri neresidir? Ofisinizi ziyaret etmek isteriz vb. gibi bir soru sorduğumuzda aldığımız yanıt: ’’Efendim, biz Home Ofis çalışıyoruz. Maalesef bir ofisimiz yok.’’ cevabını almıştık. Ama, bunun gibi yüzlerce örneği olduğunu da biliyorum. Daha sonra yazarlığını yaptığım gazeteci hanım efendinin verdiği bilgilerle tabiri caiz ise, dona kaldım. Bildiğim kadarıyla bu gazete yıllardır yerel yazılı basın olarak gazetecilik görevini yerine getirmekteyken, geldiğimiz noktada kapanmak üzere olduğunu ve başka bir basın örgütlenmesinin çatısı altına gireceğini açıklıyordu. Çok ama çok üzüldüm. Gazetecilik, öyle sıradan bir iş kolu değildir. Gerçek gazetecilerin asıl amacı, ikinci planda olan para kazanmalarının dışında öncelikli olarak doğru ve gerçek haberlerle halkı bilgilendirmektir. Bence bunu da en iyi şekilde yapanlar yerel gazetecilerdir. Hatta birçok ulusal basın da haberlerini yerel gazetelere dayanarak yaparlar. Bu nedenle, özellikle yerel gazetelerin ve gazetecilerin desteklenmesi ve güçlendirilmesi gerekmektedir diye düşünüyorum. Ne yazık ki, yerel gazeteler halkımız tarafından çok fazla önemsenmemekte ve okunmamaktadır. Destek kaynakları da özellikle kamu kurumları ve yerel kuruluşlarla birlikte alabildikleri reklamlardır. Son zamanlarda ne yazık ki bu yerel gazeteler, özellikle belediyelerin desteklerini çektiği, kamunun da fazla destek vermediği bunlara bağlı olarak ta halktan, esnaftan vb. yerlerden reklam desteği alamadıklarını anlatıyordu gazete sahibi dostum. Hatta benim bu konuda bir yazı kaleme almamı ve yerel gazetelerin durumlarının hiçte iyi olmadığını ve çok zor durumda olduklarını anlatmamı istemişti. Ben de verdiğim sözü tutarak bu yazıyı kaleme aldım. Daha önce yazmış olduğum Home Office Çocukları yazımı bildiği için bu yazımı da Home Ofis Gazeteciler diye adlandırmamı istemişti. Evet, ne yazık ki gazetecilik bile şimdilerde Home Ofise dönmeye başladı. Biliyorum ki, birçok yerel gazete sahibi, evini ofise çevirerek gazete çıkarma ve zor yaşam koşullarında evlerine ekmek sokabilme derdindeler. Buradan açık çağrı yapıyor ve yetkililere sesleniyorum, lütfen ama lütfen siyaset vs. ayrımları yapmadan, gazetecileri anlayarak, onların yerine kendinizi koyarak (duygudaşlık yaparak) gariban insanları destekleyiniz. Onların amacı hem üç kuruş para kazanarak yaşamlarını sürdürmek hem de yerelde halka doğru haber yapmaktır. Yine o gazeteci arkadaşımın ifadesi; çalıştıkları ve destek aldıkları bir belediye bunlara desteği kestiği gibi, ulusal bir gazete ile çalışma kararı almışlar. Ulusal gazeteler zaten sıkıntı yaşamıyorlar, tekelleri onları bir şekilde destekleyebiliyor. Asıl sizi her an takip eden, çalışmalarınızı halka ulaştıran yerel gazetelere destek vermeniz gerekmez mi? İnsanları zora sokmayın, evlerine mahkûm etmeyin, toplumdan izole etmeden yaşamlarını ve işlerini sürdürmelerini sağlayın.

 Yaşar GELER