Yazar: Mehlika Hediye Yıldırım
Stratejik Kararlar Mimarı
İngilizler tarihe oldukça iddialı bir söz kazımışlardır: “Üzerimizde güneş batmaz.”
İlk bakışta bu ifade, kibirli bir imparatorluk sloganı gibi görünebilir. Ancak derinlemesine incelendiğinde, arkasındaki asıl gücün sömürgecilikten ziyade muazzam bir planlama yeteneği olduğunu fark ederiz. Dünyanın neresinde güneş doğarsa doğsun, mutlak surette bir İngiliz toprağını aydınlatıyor olması, tesadüflerin değil; geleceği adım adım inşa eden bir vizyonun sonucudur.
Geleceği Yaratmak: Bir Kumaş Parçasından Çok Daha Fazlası
Tarihten bir başka örnek ise stratejik düşüncenin boyutlarını daha net ortaya koyuyor:
“Bir gün her Çinli sadece bir parmak daha uzun giyinirse, Londra’daki dokuma fabrikalarına hammadde yetiştiremeyiz.”
Burada bahsedilen hamle basit bir tekstil hesabı ya da sadece kumaş üretimi değildir. Bu, küresel ölçekte bir vizyon, pazarı sıfırdan şekillendirme ve gelecekteki talebi bugünden hesaplayarak aksiyon alma becerisidir. 1,5-2 milyar nüfuslu bir ülkenin sadece giyim tercihinin değişmesiyle tüm dünya ekonomisinin nasıl etkileneceğini önceden görebilmek... İşte gerçek anlamda "geleceği yaratmak" tam olarak böyle bir şeydir.
Finansın ve Trendlerin Rotasını Çizmek
Bu stratejik akıl, sadece geçmişte kalmadı; bugün de aynı dinamizmle işliyor. Londra hâlâ küresel finans piyasalarının başkenti konumunda. Dünyanın en büyük yatırım fonları, portföy yönetim şirketleri ve emeklilik fonları bu merkezden yönetiliyor
Bunun en somut örneklerinden biri de yakın geçmişte yaşandı: Daha 20 yıl öncesinden İslami finansın yükseleceğini öngördüler ve Londra’yı bu alanın da merkezi haline getirdiler. Bizler kendi içimizde akademik veya teorik olarak "faiz helal mi, haram mı?" tartışmalarına boğulmuşken, İngiliz stratejik aklı paranın akacağı yeni kanalları çoktan hazırlamıştı.
Günü Kurtarmak mı, Geleceği Planlamak mı?
Şimdi dönüp iğneyi kendimize batırmamız ve şu kritik soruyu sormamız gerekiyor: Biz geleceği gerçekten planlıyor muyuz? Yoksa sadece günü kurtarmakla mı uğraşıyoruz? Üzülerek söylemek gerekirse, genel tablonun ikinci seçeneğe daha yakın olduğunu görüyoruz.
Unutmamak gerekir ki planlama, sadece devletlerin ya da makro hükümetlerin işi değildir; şirketler de geleceği planlamak zorundadır.
Bugün stok yönetimini yanlış yapan veya öngöremeyen bir sanayici, yarın elinde kalan malları zararına satmak zorunda kalıyor.
2022'de yaşanan pandemi sonrası lojistik kriziyle birlikte, Çin’den mal çekemeyen birçok Avrupa firması iflasın eşiğine geldi.
Buna karşın; iyi planlama yapan, alternatif çözüm yollarını (B ve C planlarını) hazırda tutan çevik şirketler, alternatif tedarik zincirlerini anında devreye sokarak bu krizden güçlenerek çıktılar.
Son Söz: Yarını Yaratamayanlar, Başkalarının Planına Mahkûm Olur
Stratejik yönetim gurusu Peter Drucker’ın da dediği gibi:
“Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu, onu yaratmaktır.”
Planlama, kelimenin tam anlamıyla "yarını yaratabilmektir." İngilizler bunu yüzyıllardır başarıyla uyguluyor. Bizim de hem ülke vizyonu olarak hem de kurumsal şirketler düzeyinde geleceği bugünden tasarlamamız şart.
Çünkü iş dünyasının ve tarihin değişmez bir kuralı vardır: Bugün kendi planını yapmayanlar, yarın başkalarının planlarına mahkûm olurlar.
