Nerede Issız Adamım?
Geçmişin izleri artık geride Gölgeli ,kendinden büyük olanın
Yüreği serin , aklı derindir
Kalbin yükünü sırtında , aklın gücünü omuzunda taşıyanım
Kaldıki kalmayanım , yanımda olmayanım
Yanıbaşıma baş koyanım
Nerde benim ıssız adamım
Benlidem
Varlığın hayatıma güneş gibi doğuyor
Yokluğun yetim bir çocuğun elinden son dilim aşını almış gibi acıtıyor.
Gül güldüğünde kokarken ,
Yalnızlığın adı yalnızlık
Sen diyen mısralarımın dili olsa .adı batsa
Sende bana batsan batışmadan
Hançerin sevgisi kalbinken adı batsıcanın
Seninleyken sensizim işte
Adı kalbime mühürlü çölümde yağan yağmurum
Örtüm kollarım kanadım
İkilem olmayacak kadar olanım
Verdiğim en doğru kararım
Benim senle olanım
Sonunu getiremediğim hikayemin başrolu mu bana kadarın
Yoksaydıklarımdan mı mütevellitti hayatının ham anı
Söyle sene sevdiğim
Dudaklarımın baharı
Bahtımın can yoldaşı
Sana açan kalbim
Seni yaşadı
Dudaklarımdaki mesafe seni korkutmasın küçüğüm
Yükünden sevdim seni
Belası başıma taht kurduranım
Zaman geleceğin kalbidir ardı gelen yarın
İsmi söylenmeyen yerlerde
kalbin yolculuğu bitmiş,
gönül süzce
sevdanın varlığına
hiç tattırmadığı
acı sevdanı en
derinine gömdüğün
gönlün ben, bilirim
gizli tutmuş tadı
sevdanın acı kelamını
içmenin, senin o tatlı
yüreğini seviyorum
ben senin mi?
Gece yalın tek
adres olduğumu bildiğin
yarının oluşumu bilirim
Senin oluşumum da
Senin ben oluşların
bildiğin bilirim
kimsesiz bi yetim
oluşlarında ben oluşlarını bilirim
Her anın oluşların
bana da kalışlarını
kalbimin ritminin
ben oluşlarını da
bilirim.
Adının ben oluşlarını
bilirim
kaldığım en
muhteşem başlangıcım
oluşlarını da bilirim
yahu kısacası
Senin ben kavrayışınıda iyi
Bilirim
adının ben oluşlarını
bilirim e hadi
Anladın sen.
Kendimle Birliğimin Arifesi
Ne acı çektirmişim
meğer aslı olmayan
sevdalara hak etmeyenlerde
Oradan oraya savurup
savrulmuşum kudretli sevgimi
Bağını bulamamış olamamışım
bulduğum sandıklarım da kaybolup
göçüp ebelemişim her seferinde boş hedefini
zaferin varlığını kulağıma ıssızca
iliştirip durmuşum meğer
yaban evler değil
ellerin imiş
peki ben nasıl olmayışında
var olmuşum , ellerinde
kaybolan hikâyenin başıda sonuda benim
Sen oluşumda filtreli yürek gözüm
oluşlarımın eşsiz yaratımını
görmeyen gözlerini unuttum
ben sen kalışlarımın
anlamını doyasıya yitiren
fragmanını zihnimde oynatan
çılgın enzimim sana sesleniyorum
seni seviyorum nedir bu kalbime
eziyetin lütfen ona verdiğim
değeri sil bütünümden varlığı
neşe katmayan yanı başımdan
atmaya niyetli ve meyilliyim
zihnimin bana katmadığı
yüreğimin kattığına kandığım
dayım merak etme özlemini
ruhum bile sevmeyi bıraktı
seni artık ellerimde yazmaktan
aciz şimdi kendimle birliğimin
ilk arifesinde yüreğimin kalbimde
o ilk sevgi kırıntısın da ve
ben yeniden başlıyorum huzur dolu hayatıma
Sana yeniden elveda ..
Yine yalnızlığın çözümü
Adı yalnız kalemimde olanım dı
Çaresi yüreğime zimmetli
Mühürü aydınlık olanım
Teklikten doğan çok olanım dın
Söylesene sahi sen nerede olanım
Evrenim de zuhurun varlığında cihanım
Olmayı beklemek mi değer kazandırır hayatına !
Olacak olanı göğüslemek tek bir dengelik çözüm yolların basitliğine aldanmayasın her yol bu kadar öğretici ve her yol bu kadar aydınlığa hizmet etmez kandırırlar adamım diyeni
Olacak olduğumun versiyonuna uyanacak olduğum gerçekliğim şimdim peki ya benim şimdim olmaya niyetin ne aşamada diye sorarım bi adamım diyen madamlara
Al beni götür uzaklara düşür istediğin tuzaklara
Bitmesin bu anlar diye dua eden kalbim her anımda senin oluşlarım da
Neredeyse birbirimizin ruhuna işlemişken dudaklarının tek arzusu olmanın tadı hala damağımın tam ortasını sızlatıyor yanındayken bile özlemim olmayı başara biliyorsun
Sonsuz özgürlüğümün hasretine umarsızca kavuşmasını ben iyi bilirim
İhtiyacım var sesinin gürüne.
Canımı yakan ölümün sessizliğine de…
İhtiyacım var nefesinin nankör sıcağına
bende güzel kalışlarına
Nefesimi kesen isli aydınlığındayım
Diyorum ya sana
İhtiyaç duyuyorum işte,
olamadığım
senle kalamadığım
içime mıh gibi saplanışların
Dayım ben…
Sevgin aşkıma berdermiydide
Sana olanımdan etti de
Nefsinin adi çıkışı !
Bedenim mi ? Bana karşı !
Ben mi O’na karşı !
Sevmenin tadını bilen
Nasıl seveceğini mi kendi mi biçimlendirir..
Yada olanı olduğu gibi sevmenin Nedemek olduğunu mu öğretir hayat bize söyle sene
Bana olanım sen benim acımda gizlenen
Yaramaz bir sevda gülü…
Zaman geleceğin kalbidir ardı
gelen yarın
İsmi söylenmeyen yerlerde
kalbin yolculuğu bitmiş,
gönül süzce
sevdanın varlığına
hiç tattırmadığı
acı sevdanı en
derinine gömdüğün
gönlün ben, bilirim
gizli tutmuş tadı
sevdanın acı kelamını
içmenin, senin o tatlı
yüreğini seviyorum
ben senin mi?
Gece yalın tek
adres olduğumu bildiğin
yarının oluşumu bilirim
Senin oluşumum da
Senin ben oluşların
bildiğin bilirim
kimsesiz bi yetim
oluşlarında ben oluşlarını bilirim
Her anın oluşların
bana da kalışlarını
kalbimin ritminin
ben oluşlarını da
bilirim.
Adının ben oluşlarını
bilirim
kaldığım en
muhteşem başlangıcım
oluşlarını da bilirim
yahu kısacası
ben yine ben
olsun adının
ben oluşlarını bilirim e hadi
Anladın sen.
Ellerindeki Umut
Kötülük tıkar her yolu kendince,
İyilik gibi gelemez üstesinden hayatın.
Oysa insan, acının içinde tatlısını bulur,
Yine kendinden kendine sığınarak...
Gerçek ışık umuttur,
Umut ise senin ellerinde olandan başkası değildir.
Hayatında hiç var olmamış bir sevincin yoksunluğudur bu;
Tırnaklarımın mecali kalmadı artık yalnızlığa.
Gözlerim kapalıyken
Işık daha aydınlıktı sanki...
Hep içime sor beni;
Yalnız kalışlarımın tek adresi,
Kuşların ıssızca yüreğime uçuşudur,
Benim üstüme çöken bir ben daha...
Bırakırken tutmayı öğretir hayat;
Getirisi olan bu savaşın kurtuluş aksağında,
Toprağa düşer en sonunda ayak izleri.
Serserim Nerede
Kor gibi düştün yüreğime,
İçimin en derin yerine.
Sustum ama adın kaldı,
Her nefesin izlerinde.
Usul usul dokundun bana,
Bir bahar gibi ruhuma.
Şimdi sensiz her geceyi,
Sayıyorum yıldızlarla.
Yüreğime ışık saçan,
Sessiz sessiz bana akan.
Bir tek seni soruyor,
Bu yorgun kalbim her zaman.
Nerede benim serserim?
Hangi rüzgâr aldı seni?
Kor bıraktın yüreğime,
Dinmiyor bu yangın şimdi.
Nerede benim serserim?
Duyuyor musun sesimi?
Usul usul dokunduğun,
Kalbim bekler sevgini.
Her köşe seni anlatıyor,
Her şarkı sana çıkıyor.
Gözlerimde kalan hayalin,
Her gece beni buluyor.
Belki bir gün ansızın,
Kapımı çalarsın yine.
Ben ilk günkü sevgimle,
Sarılırım sessizce.
Kor gibi düştün yüreğime,
Adını yazdın derinime.
Gel de bitsin bu hasretim…
Nerede benim serserim?
Ruhum Sana Varmadan
Bende bilirim dünyadan büyük olmayı
Severim, masum bakışlarında kaybolmayı
Gözlerindeki yalnızlığı dilerim kendime
Ruhum sana varmadan ölmesin diye
Kalbim, gözlerini görmeden sevemesin
Ellerin değmeden içim ısınamasın
Bir bakışın gözüme dokunduğu an
Kalbine girmeyi de iyi bilirim ben
Severim, sendeki yalnız kalışlarımı
Nefesine gömerim tüm suskunluğumu
Dilerim, adımı fısıldasın zaman
Kalbim sen diye atsın her an
Severim, sustuğum yerlerde seni
Geceye bıraktığım tüm “beni”
Ruhum sana ulaşsın diye dilerim
Kaybolsam da gözlerinde, yine severim
Güleceğimiz şeylere ağladıklarımız:
Acıktık, söylemeye utandık.
Sevdik, söylemeye utandık.
Sevildik, göstermeye utandık.
Ağladık, gülmeye utandık.
Yalnız kaldık, söylemeye utandık.
Eğlendik, söylemeye utandık.
Susadık, istemeye utandık.
Utandık da utandık… Durduk yere utandık.
Ve utanırken aldandık. Aldanırken büyümeyi unutmadık.
Acımızla sevmeyi unutmadık.
“Umut dünyasında yaşıyorsun.” dediler.
Sevmekten vazgeçmedik.
“Siz olmazsınız.” dediler, daha çok bağlandık.
Ne kullandık, ne kullanıldık.
Biz, birbirimizi “biz” yaptık.
Yardım ettik, eksiğimizi kapattık.
“Yanımda ol.” dedim.
“Yalnızca yanımda ol.”
Senin varoluşun bile bugünkü benliğime yeter dedim.
Utanmadım; yanımda oldu.
Aşk kazandı.
Biz şimdiki bizi kazandık.
Birbirimizin değeri, birbirimize ait olduk… Yahu, ait!
Sen, ait olmanın tadını bilir misin?
Maddesel dünyamda ilk kez ait hissettim.
Ben onun, onun bana olan; saygımızla, sevgimizle büyüttük biz bu aşkı.
Acı aşkını seveyim…
Ey sevgilim; bugünüm, yarınım, ahiret aşkım… Büyümüz sonsuz olsun.
(Amin, amin, amin ecmain.)
Sonsuz seninle olayım.
Bunu bilmek bile huzur veriyor bana.
Bana galu belâ sevgilim…
Kalbim dediğim, tek gördüğüm…
Aşkın almış başımı; zikrim olmuşsun, sonsuz sevdam.
Ellerini getir, kalbimin üstüne.
Kırmızı ışığın yansımış yüreğime.
Ey sevgilim, bitmek bilmez aşkımız…
Bizi bil. Bir bil. Sen bil.
Evrenin çatısı Sıcağın o ıssız gelişi
Üstünde kuruyan el havlusunun bıraktığı ılık iz…
Balkon kapısını açtığında yüzüne vuran temiz havanın eseri…
Dalların birbirine olan o saygılı duruşu; çarpışmadan, incitmeden beraber yaşamayı öğretircesine…
Günün gününü dolduramadan rapor alamayışı…
Aylardan ise tam şubat.
Bulutların göçebeliği; yurdu sarıp sarmalayan bir merhamet gibi…
Uzayın sonsuz boşluğu korkutmasın seni, ey Âdemoğlu.
Kızılın enerjisi geldi; kaçanın, kaçıranın uyuttuğunu sananlar bilsin ki
asıl uyuyanlar sizlersiniz.
Geldi mi oğlu, mu kızı?
Sindirin… Sindirebildiğiniz ne varsa.
Yoksa onlar sizi silmeye geldi—kızılın enerjisi.
Güzelin güzeline kanın…
İyinin içinde bir hayır vardır; sen “hayır” dediğinde bile bazen “evet”tir, bilesin.
Her cümlende Allah’ı zikredersin; ister bilerek, ister bilmeden… Yine, yeniden… Bilesin.
Bildiğinden kim korkar? Asıl bilmediğinden korkulur.
Son haykırışlarım bunlar, bilesin…
“Gel ey Müslümanım.” deyip sıyrılamazsın işin içinden.
Zevkin sefası Rabbe olandadır.
Sen unutmuş olsan da, O seni sana hatırlatır mutlaka.
İyilikten maraz doğmaz, bilesin.
Sevdirirler insana güzelin güzelini; düşürtmezler dilinden.
Sen bile farkına varamazsın.
“Ne oldum?” değil, “Ne olacağım?” diyesin.
Allah ne ziyanı sever, ne isyanı, ne de edenini…
Rabbin yarattığı tüm mahlûkatları sever. Ne seni…
Sürhan Özdamar
